0212 674 60 10 kapasitematik@tezmaksan.com Bizi bulun
0212 674 60 10 kapasitematik@tezmaksan.com Bizi bulun
0212 674 60 10 kapasitematik@tezmaksan.com Bizi bulun
Verimlilik Takibi
Üretim Takibi
Takım Ömrü Yönetimi
Kapasitematik Dökümanlar

Yerli Üretim Ve Makine Sektörü

Anasayfa Blog Yerli Üretim Ve Makine Sektörü

GELİŞMİŞ ÜLKE VE EKONOMİLERE BAKTIĞIMIZDA ORTAK NOKTALARININ ÜRETİM KAPASİTELERİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ.

ÜRETMEDEN ZENGİNLİK OLMUYOR; TÜKETMEK İSE ÖNCE BAĞIMLILIĞI SONRA DA ÇÖKÜŞÜ BERABERİNDE GETİRİYOR. ÜLKELER JEOPOLİTİK KONUM VE DOĞAL KAYNAKLARIYLA AVANTAJ SAHİBİ OLABİLİR ANCAK BUNUN ÜRETİMLE TAÇLANDIRILAMAMASI HALİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR KALKINMA SAĞLANAMAZ.

Ülkemiz, Cumhuriyetin kurulmasından itibaren üretim temelli bir   kalkınma arayışı içerisinde oldu. Bugün geldiğimiz noktada esasen bir başarı da söz konusu. Ancak ülkemizin orta gelir tuzağı sarmalından   kurtularak güçlü bir ekonomi olma hedefine, üretim yeteneğimizi   geliştirmemiz halinde erişmemiz mümkün görünüyor. Son 60 yılda orta gelirden yüksek gelire yükselen Kore ve Tayvan olmak üzere sadece iki   ülke bulunuyor. Bunlar ise ana temalarını makine, elektronik ve yazılım   olmak üzere üç sektör üzerine kurdu. Eğitim sistemlerini, teknoloji   çalışmalarını, organizasyonlarını, teşviklerini tamamen buna konsantre   ettiler. İçinde bulunduğumuz ekonomik darboğaz; üretim, yüksek katma   değer ve ihracatın güçlü bir ekonomi için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Gerek ilan edilen Yeni Ekonomi Programı (YEP) ve   gerekse kamu yöneticileri beyanatlarında üretim temelli bir büyüme   yaklaşımının ifade ediliyor olması biz reel sektör aktörlerine ümit veriyor. Bununla birlikte yerli ve milli üretim ile yerlileştirme   programlarını da sıklıkla duyar olduk. Şüphesiz   ülkemizde üretilen tüm ürünler “Türk Malı” ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çıkardığı Tebliğ ile “Yerli Malı” kavramını ortaya koydu. Buna   göre yüzde 51 ve üzeri yerli katma değerle imal edilen ürünler ilgili   oda kontrol ve onayıyla Yerli Malı Belgesi alabiliyor. “Yerli Malı” belgeli ürünlere ise kamu mal alımlarında ithal olanlara karşı yüzde 15   fiyat avantajı sağlanırken yapım işlerinde kullanılan bir takım makine   ve ekipman ile malzemenin tamamen yerli olması şartı getirildi.

Son   olarak Ticaret Bakanlığı “Yerli Üretim” kavramı ve logosunu oluşturarak   ürün etiketi ve satış dokümanlarında bulunma zorunluluğu getirdi. Böylelikle kamuoyunda yerli ürünlerin tercih edilmesine yönelik oldukça olumlu bir kampanya başlattı. Esasen biz de özel sektör olarak sanayide yerli makinelerimizin tanıtımına ve tercih edilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu yaklaşımlar şüphesiz çok yerinde ancak yerli ürün   tercih edilebilmesi için her alanda ilgili standartlarda ve yüksek kalitede ürün imal ediyor olmamız gerekiyor. Bugün sektörümüzün üretiminde yerli girdi oranı yüzde 70’ler düzeyinde. Ancak sektörümüzde   ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60’lara ulaşmasına rağmen iç  pazarı yarı yarıya yerli ürünlerle karşılıyoruz. Bunun bir nedeni henüz üretemediğimiz ürünler olması ise diğer nedeni de kamuda gelişen yerli   malı önceliği algısının henüz özel sektörde geliştirilememesidir. Makine   sektörü çok disiplinli yapısıyla imalat sektörlerinin tamamına   yakınıyla etkileşim içerisinde. Bununla birlikte makine olmadan imalat olamayacağı düşünüldüğünde tüm sektörlerin tedarikçisi konumunda. Dolayısıyla ülkemiz büyüdükçe daha çok ve çeşitli makinelere ihtiyaç  duyulacak. Temel amacımız bu ihtiyacı yerli ve milli olarak karşılayacak   duruma gelmek.